saat neredeyse gece önbir olcak, aklımda bin türlü şey, önümde bilgisayar yan tarafda da milletten toparladığım matematik ders notları. balkonun kapısı ve cam sonuna kadar açık ama esen rüzgar bile sıcak. bu şartlarda birşey yapmadan oturmak bile o kadar zorken ders çalışmak, hatta kafam o kadar dolu iken ders çalışmayı demek o kadar zor ki ne yapacağım emin değilim. ilk vize sınavı yarın saat iki de aslında aklıma hemen önceden de olduğu “vize sınavı amannn boşver, nasıl olsa final sınavı var daha ona çalışır yüksek not alırsın” demek geliyor ama bu sefer böyle olmıyacak, hemen pc yi uykuya alıyorum ve geçiyorum notların başına, en azından çalışmaya çalışalım bakalım neler olacak. pufff :((
kaç gündür sıcaktan o kadar şikayet eder oldum ki anlatamam. her fırsatta çok sıcakçok sıcak diye diye çevremdekileri çileden çıkardım. sanırım onların ahı tuttu ki bugün o geçtiğimiz günlerden daha sıcak dünü arar oldum desem yeridir. ofiste filan sorun yok ta şöyle çayın yanına güzel bişiler diye karşıda ki bakkala gidecek olunca çok sorun oluyor. insanın binadan dışarı çıkası yok o derece. küreyi ısıta ısıta bu duruma getirdik sonunda allah sonumuzu hayır eder inşallah.
uzun bir zaman yazamadım buraya bunun farkına vardım bugün. elimde değildi yazacak değişik birşey aradım hep, güzel şeyler söylemek istedim ama yoktu. hayat yine tekdüze devam ediyor benim için. herşey yine fazlasıyla sıkıcı. sıcak da ayrı bi dert tabi. normal insanlar gibi dönem içinde dersleri veremeyince yaz okuluna kalma ihtiyacı hissettim kendimi çünkü biliyorum ki sıcağı sıcağına veremezsem o dersleri bir daha hiç vermem.
okul bitsede biyerlere gitsem diye düşünür oldum kaç gündür. o kadar çekilmez oldu ki şu son on gündür heryer inşaat alanı sanki. ankara’nın trafiğini kaldıran yollar kapalı, her akşam saatlerce otobüste zaman harcıyorum, vakit boşa geçmesin diye uyumaya çalışıyorum uyku tutmuyor :)) sıcaktan milletin sinir katsayısı çok yüksek otobüste ufak şeylerde tartışmalar çıktığı oluyor ” hooopp ne omuz atıyonn lann” gibi şeyleri sık sık duyar oldum son günler de hatta “lann oğlum gelirsem yanına fena olur…” gibi cevaplar bile gelebiliyor. hatta bazı teyzelerden bunlara da yanıt geliyor “otobüs bu otobüs, omuz da çarpar şey de, beğenmiyorsanız taksiye binin” tabi burada herkes o şeyin ne olduğu merak ediyor ama cevap bulamıyoruz.
ankara’yı şantiye ye çevirip şu sıcak günlerde otobüs yolculuklarında geçen zamanı birkaç kat artıran sayın belediye başkanına buradan sesleniyorum, “senin de bekleyeceğin zamanlar gelir inşallah.”
aslında sayın başkana olan sitemimi bu kadar kısa bir cümle ile ifade etmek zor ama ne yapalım imkan kısıtlı. bari başladığı metro hatlarını adam gibi zamanında bitirmiş olsaydı da böyle otobüsle uğraşmasyadık.
öyle ve ya böyle ankara’da kaldığım sürece sıkıntı bitmeyecek gibi görünüyor. puff :((
kısa süre önce biten eğitim öğretim döneminin etkisinden hala çıkamamış durumdayım. okula gereksiz yere gitmiyormuş gibi hissediyorum kendimi. ama kısa bir süre sonra yaz okulu açılacak ve ben veremediğim iki ders için yaz okulunun yolunu tutar olucam. okul işleri devam ederken biyerden de hiç istemesem de geçmek zorunda olduğumuz yeni evin tadilat işleri bitmek üzere, ciddi ciddi taşınıyoruz haa. hayat son günlerde tekdüze, herşeyim bir iki gün önceden planlı ve herşey olağan, hiç heyecan yok. yeni heyecan arayışları içindeyim ama elle tutulur bişi yok henüz. bu arada uzun bir süredir hayalini kurduğum gitar çalma işi olcak gibi. gitar bakar oldum kaç gündür, hatta bir kaç tane beğendim bile, geriye kalan düzdün ve giderken zevk alabileceğim bi kurs. havalar sıcak, tam deniz kum güneş üzerine hatta kızlar havası ama ankara’da işler bitmez böyle giderse off of.
son günlerde haber kanallarında, haber sitelerinde sık sık marsa giden uzay aracından gelen bilgiler ışığında birşeyler yazılıp çizildi. nasa da elemanlar büyük bir hevesle gelen bilgiler ışığında marsta hayat olup olmadığını ya da marsta bir canlının yaşayabilmesi için ortam olup olmadığını araştırır oldular. açıkcası benimde ilgimi çekti bunlar ama hayat olma kısmını geçtim ben, o kadar ki artık marsta aşk var mı diyecek seviyedeyim. belki saçma gelecektir bu birçok kişiye ama güzel olmaz mı, aşkım için kaç milyon ışık yılı aşıp geldim ben sen biliyor musun diyebilmek ? aslında bunu zorlasak daha ilginç diyaloglarda çıkar ortaya ama fazla zorlamasak iyi olcak. zira yarın son iki final sınavımdan biri olan nesnel programla sınavı var ve benim her neden se vizelerden sonra girmediğim bu dersin işlenmiş konularına çalışmam gerekiyor. çalışırken aklıma takılan bu soruyu da paylaşmak istedim : )